Pontus Sorunu

Amaç; Pontus sorunun tarihçesini görmek ve göstermek bu sorunun temelinde ne yattığını öğrenmek; bu araştırmaların sonucunda bunların hepsinin Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunlardan biri olduğunu anlatabilmektir

İ.Ö. 301–63 yılları arasında yaşayan Pontus Devletinin, Deniz Ticari dili olarak Grekçe kullanmak dışında, Yunanistan ile hiç ilgisi yoktur.

Yunanlılar, Karadeniz de dâhil olmak üzere, kurdukları ticaret limanı antrepolarına, vatan gözüyle değil, ticari sömürge olarak bakmışlardır.

İ.S. 1207–1461 yılları arasında yaşayan Trabzon Rum Devletinin de, Yunanistan ile ne etnik, ne de kültürel olarak ilgisi ve bağı yoktur. Rum tanımlaması, Roma/Doğu Roma/Bizans’tan gelmektedir. Doğudan yaklaşan Türkler, Anadolu toprakları için, Anadolu’da yaşayan insanlar için genel bir adlandırma olarak Rum kelimesini kullanmışlardır. Böyle olmasaydı, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin de Yunanlı olması gerekirdi. . .

Karadeniz Bölgesi, hem Pontus Krallığı ve hem de Trabzon Rum İmparatorluğundan daha uzun süredir Öntürk ve Türk boylarının egemenliğindedir ve gerçek bir Türk Yurdudur. Bu durum, binlerce yıl süren uzun bir dönemde, Karadeniz Bölgesine damgasını vuran tarihi eserlere bakılırsa, daha iyi anlaşılacaktır. Kurtuluş Savaşıyla birlikte ülke bütünlüğünü sağlayan ve bunu, tüm dünyaya kanıtlayan bu bölge Türkiye Cumhuriyetinin ayrılmaz parçasıdır. Bu durum, Karadeniz Bölgesindeki şehirlerimizin sosyal, kültürel ve nüfus bakımından da anlaşılmaktadır.

11 Eylül 2001 tarihinden sonra, dünyamızın her zamankinden daha çok barış ortamına ihtiyaç duyduğu açıkça görülmüştür. Yunanistan’ın olmayacak hayallerin peşinden koşması, dünya barışı için tehlikelidir.

Bu türlü politikaların peşinden koşulacaksa, Yunanistan’ın, tarihsel Makedonya’nın sınırları içerisinde bulunan Selanik’i öncelikle Makedonya’ya, Rodopları Bulgaristan’a, İskeçe, Gümülcine ve Batı Trakya’yı Batı Trakya Türk Cumhuriyetine, Kuzeybatı Yunanistan topraklarını da Arnavutluk’ a vermesi gerekir.

Yunanistan, bu hayalci ve yayılmacı tutumundan vazgeçmediği sürece, yanlış ve tehlikeli politikanın tüm sorumluluğunu, dünyaya karşı açıklamak ve olası sonuçlarını kabullenmek zorundadır. Bu durumda yukarıdaki maddede belirttiğimiz toprakları da kaybedecektir.

Hazırlayan Öğrenci/ler        : Duygu TUNÇMAN / İbrahim ÖZÇELİK

Danışman Öğretmen/ler      : Esen SÜZEN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir